Araba Modelleri, Otomobil Resimleri, Otomobil Videoları, 2. El ve Sıfır Araba Fiyatları

ARABA FiYATLARI, ARABA iLANLARI, ARABA RESiMLERi, ARABA ViDEOLARI, GEREKLi BiLGiLER, iKiNCi EL ARABALAR, KANPANYALAR, MARKALAR, MARKA WEB Adresleri, MODiFiYELi ARABALAR, MOTOR SPORLARI, MOTOSiKLET, OTOMOBIL HABERLERi, RENTA CAR, Yeni Model Otomobiller

Msn Web Tv Dizisi Otomobil Dini Bilgiler Spor Gazeteler Arkadaş Kısa Msj Resimler Oyun Elisi-Örgü Tatil Ruya-Burc Siyaset Site Ekle Reklam

OtoAraba.Blogcu.Com

Buraya Reklam Vermek
25 YTL

Buraya Reklam Vermek
25 YTL

Buraya Reklam Vermek
25 YTL

Buraya Reklam Vermek
25 YTL

Özel Arama

9/8/2007: Kenan, Türk'ün adını pistlere kazıdı...


Dünya Süpersport Motosiklet Şampiyonası'nda sezonun bitimine üç ayak kala Kenan Sofuoğlu şampiyonluğa ulaştı. Motosiklet sevdası babasının tamir atölyesinde başlayan Sofuoğlu, "Kariyerimin en zor yarışıydı" dedi
Supersport Dünya Şampiyonası'nda sezonun tamamlanmasına 3 yarış kala şampiyonluğunu ilan eden Kenan Sofuoğlu, motor sporlarında dünya şampiyonu olan ilk Türk unvanını elde etti.
En yakın rakibinin 70 puan önünde İngiltere'nin Brands Hatch pistinde Ten Kate Honda takımında yarışan Sofuoğlu, ikinciliği elde ederek mutlu sona ulaştı. Motorunun numarası 54'ün simgelediği kent Sakarya'da, babası İrfan ustanın motosiklet tamir ve satış dükkanında motor sesine aşık olan 24 yaşındaki Kenan Sofuoğlu, yeteneği ile çocuk yaşta birçok başarıya imza attı.
Kardeşi Sinan'ın ardından pistlere çıkan Kenan Sofuoğlu, ismini ilk kez 1998'de duyurdu. İlk Türkiye Şampiyonluğu'na 14 yaşında ulaşan Sofuoğlu, Şubat 2001'deki ekonomik krizde sponsoru Honda'yı kaybetti.
Hayallerine kavuşmak için çırpınan Sofuoğlu'nun yardımına ailesi koştu. Baba İrfan Sofuoğlu, oğlunu Avrupa pistlerinde görmek için dükkanındaki tüm motosikletleri satarak, 50 bin euro topladı. Almanya'da yaşayan bir akrabası sayesinde katıldığı Yamaha R6 Shell Cup'ta şampiyon olan Kenan Sofuoğlu, Yamaha takımı menajerlerinin dikkatini çekti. 2003'te Yamaha'nın seçmelerini kazanan dört motosikletçiden biri olarak katıldığı 600 cc Supersport kategorisinde de sezonu ikincilikle kapayan Sofuoğlu, Yamaha'nın güvenini kazandı.
Avrupa 1000 cc Super Stock kategorisinde üçüncü olarak kürsüye çıkan Sofuoğlu, bu başarıyı kazanan tarihteki ilk Türk sporcu unvanını aldı.
Kariyerinin en zor yarışını yaptığını söyleyen Kenan Sofuoğlu, "Eminim ki, bundan sonra motor sporları Türkiye'de daha da gelişecek" dedi

9/8/2007: Formula, İstanbul’u hareketlendirecek

Formula 1 Petrol Ofisi Türkiye Grand Prix’si öncesi Ali Sami Yen Stadı’nda “Formula Futbol Şöleni” ve Dolmabahçe'de pilotlar basın toplantısı var. 24-26 Ağustos’ta yapılacak Formula 1 Petrol Ofisi Türkiye Grand Prix’si için geri sayım sürerken, bu yıl İstanbul daha hareketli günlere hazırlanıyor. Zira yarış öncesi, İstanbul’da özel aktiviteler var.
En önemlilerinden biri, 22 Ağustos’ta Ali Sami Yen Stadı’nda gerçekleştirilecek “Formula Futbol Şöleni” olacak. 1981’den bu yana çeşitli ülkelerde düzenlenen düzenlenen maçın Türkiye ayağında  SMS ve bilet satışından elde edilecek gelir UNESCO, AÇEV ve Umut Çocukları Derneği’ne aktarılacak. F1 pilotlarına karşı maça çıkacak All Stars oyuncuları (Türk politikacılar, sanatçılar, yarışçılar, eski futbolcular ve sürpriz isimlerden) sonra açıklanacak. CNNTürk’ten canlı olarak yayımlanacak organizasyonun biletleri Biletix gişelerinden satışa çıktı.
Bridgestone’un 23 Ağustos’ta Dolmabahçe Sarayı otoparkında düzenleyeceği basın toplantısında ise rakip markaların pilotları bir araya gelecek. Avrupa’da “ilk” olacak toplantıya  halkın da katılımı sağlanacak ve isteyen istediği soruyu pilotlara sorabilecek

6/8/2007: Istanbul Park'a ulaşım bilgileri Haritalı Videolu Anlatım

Harita

Ulaşım videosu için tıklayınız

Adres:
Karaaliler Mevkii
9-10-11 Pafta 1935 Parsel
Tepeören Yolu Akfırat Beldesi
Tuzla / İSTANBUL

Telefon No:
0 (216) 677 10 10

Ulaşım:

TEM (E-80)
İstanbul’dan Ankara istikametinde 22. km’de Sabiha Gökçen ve 25. km’de Şekerpınar-Bayramoğlu çıkışlarından İstanbul Park tabelalarını takip ederek İstanbul Park’a ulaşabilirsiniz.
Ankara’dan İstanbul istikametinde İstanbul’a 25.km kala Şekerpınar-Bayramoğlu ve 22.km kala Sabiha Gökçen çıkışlarından İstanbul Park tabelalarını takip ederek İstanbul Park’a ulaşabilirsiniz.

E-5 (D-100)
İstanbul’dan Ankara istikametinde Sabiha Gökçen ve Şekerpınar-Bayramoğlu kavşaklarından İstanbul Park tabelalarını takip ederek İstanbul Park’a ulaşabilirsiniz.
Ankara’dan İstanbul istikametinde Şekerpınar-Bayramoğlu ve Sabiha Gökçen kavşaklarından İstanbul Park tabelalarını takip ederek İstanbul Park’a ulaşabilirsiniz.

Şile Yolu
İstanbul E-5 ve TEM otoyollarından Şile Otoyoluna bağlanılarak, Şile istikametinde 16 km sonra İstanbul Park yol ayrımından tabelaları takip ederek İstanbul Park’a ulaşabilirsiniz.

Harita:
Haritayı büyütmek istiyorsanız resmin üzerine tıklayınız.

6/8/2007: SUPERSPORT HOLLANDA LİDERİ:”KENAN SOFUOĞLU”

Sofuoğlu tarihe geçti

Dünya Süpersport Motosiklet Şampiyonası'nda sezonun bitimine üç ayak kala Kenan Sofuoğlu şampiyonluğa ulaştı. Motosiklet sevdası babasının tamir atölyesinde başlayan Sofuoğlu, "Kariyerimin en zor yarışıydı" dedi

Supersport Dünya Şampiyonası'nda sezonun tamamlanmasına 3 yarış kala şampiyonluğunu ilan eden Kenan Sofuoğlu, motor sporlarında dünya şampiyonu olan ilk Türk unvanını elde etti.
En yakın rakibinin 70 puan önünde İngiltere'nin Brands Hatch pistinde Ten Kate Honda takımında yarışan Sofuoğlu, ikinciliği elde ederek mutlu sona ulaştı. Motorunun numarası 54'ün simgelediği kent Sakarya'da, babası İrfan ustanın motosiklet tamir ve satış dükkanında motor sesine aşık olan 24 yaşındaki Kenan Sofuoğlu, yeteneği ile çocuk yaşta birçok başarıya imza attı.
Kardeşi Sinan'ın ardından pistlere çıkan Kenan Sofuoğlu, ismini ilk kez 1998'de duyurdu. İlk Türkiye Şampiyonluğu'na 14 yaşında ulaşan Sofuoğlu, Şubat 2001'deki ekonomik krizde sponsoru Honda'yı kaybetti.
Hayallerine kavuşmak için çırpınan Sofuoğlu'nun yardımına ailesi koştu. Baba İrfan Sofuoğlu, oğlunu Avrupa pistlerinde görmek için dükkanındaki tüm motosikletleri satarak, 50 bin euro topladı. Almanya'da yaşayan bir akrabası sayesinde katıldığı Yamaha R6 Shell Cup'ta şampiyon olan Kenan Sofuoğlu, Yamaha takımı menajerlerinin dikkatini çekti. 2003'te Yamaha'nın seçmelerini kazanan dört motosikletçiden biri olarak katıldığı 600 cc Supersport kategorisinde de sezonu ikincilikle kapayan Sofuoğlu, Yamaha'nın güvenini kazandı.
Avrupa 1000 cc Super Stock kategorisinde üçüncü olarak kürsüye çıkan Sofuoğlu, bu başarıyı kazanan tarihteki ilk Türk sporcu unvanını aldı.
Kariyerinin en zor yarışını yaptığını söyleyen Kenan Sofuoğlu, "Eminim ki, bundan sonra motor sporları Türkiye'de daha da gelişecek" dedi.

2/8/2007: Motosikletler İstanbul’da denizin üstünde uçacak

Motosiklet daha doğrusu iki tekerlekli araçlara karşı özel bir ilgim yok. Bugüne kadar ne bir motosiklet kullandım, ne de kullanmak için çaba gösterdim.

Motosiklet firmalarından eğitim almam yönünde telkinler gelmesine rağmen, hiç bir zaman ilgimi çekmedi. Bunun sebepleri çok açık. Öyle çocukluğuma inmeye filan de gerek yok. Bana göre Türkiye’de henüz bir motosiklet kültürü oluşmuş değil. Son yıllarda özellikle ucuz Çin malı motosikletlerle birlikte sayılarında ciddi bir artış olmasına rağmen, doğru düzgün eğitim alınmadığı için bilinçsizce kullanılan motosikletler beni açıkçası korkutuyor. Tabi bir de buna, iki tekerlekli araçları stardart araçtan saymayan 4 teker kullanıcıları eklenince, hayatıma iki teker hiç giremedi. Düşünsenize siz ne kadar da iyi kullanırsanız kullanın, arkanızdaki dört teker kullanıcısı sizi hiçe sayıp yanınızdan hızla geçerken dokunsa, her şey orda bitiyor.

BİZİM İÇİN İYİ MALZEME ÇIKIYOR

Bu düşüncelerle geçtiğimiz hafta enerji içeceği Red Bull tarafından organize edilen ’Serbest Stil Motokros Dünya Şampiyonası’nın (Red Bull X-Fighters) Madrid’de gerçekleşen son etabına davet edildim. Daha önce hem Red Bull’un Dubai’de gerçekleşen bir organizasyonuna katıldığım hem de geçtiğimiz aylarda Türkiye’de Red Bull Air Race uçağıyla yaptığım akrobasi tecrübesinin ardından daveti tereddütsüz kabul ettim. Çünkü, bu organizasyonlardan biz gazeteciler için çok iyi malzemeler çıkıyor. Bir de İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör’ün aramızda yer alması, organizasyonun önemini ’motosiklet’ olsa da artırdı.

Türkiye’de tüketimi son 6-7 yıldır yılan hikayesine dönen Red Bull, son 2-3 yıldır AK Parti hükümetinin desteğiyle biraz rahatlamış gözüküyor. Bunda Red Bull Türkiye’nin 32 yaşındaki Genel Müdürü Aykut Ferah’ın, Başbakan Erdoğan’la hemşehri olmasının da etkisi var diye düşünüyorum. Çünkü Aykut Ferah, Erdoğan’ın da isteğiyle Rizespor’un yönetimine girip, kulübün basın sözcüsü olmuş. Ferah, Rizespor’un yeni yüzü olacağını belirtiyor. Buradan şuraya gelicem. Red Bull’un Türkiye yasağı kalktığından bu yana yaptığı organizyonlar büyük ses getiriyor. Önce Formula 1 pilotu David Coulthard’ı İstanbul’a getirerek, F1 aracıyla Boğaziçi köprüsünden geçiren Red Bull Türkiye, daha sonra iki yıldır Haliç’te gerçekleştirdiği ’Air Race’ yarışıyla İstanbul’un ve Türkiye’nin tanıtımı adına önemli organizasyonlara imza atıyor. Yani neredeyse Formula 1 kadar ilgi çeken birbirinden ilginç organizasyonlara imza atıyorlar. Şimdi Red Bull Türkiye ekibi bunlara çok daha fazla ilgi çekecek bir yenisini eklemeye hazırlanıyor.

Bu yeni organizasyon yazımın başından da anlayacağınız gibi ’Serbest Stil Motokros Dünya Şampiyonası.’ Bu organizasyon adrenalin düşkünü maceraperestlerin yaptığı bir spor olarak da biliniyor. Red Bull’un 2001 yılında Madrid’de yer alan dünyaca ünlü boğa güreşi arenası olan Las Ventas’da başlattığı organizasyon gördüğü yoğun ilgiden dolayı, son yıllarda Meksika ve İrlanda’da da yapılarak dünya çapında bir yarış haline geldi. Şimdi Red Bull, bu organizasyonu genişletmek istiyor. Türkiye’de bu organizasyonun yapılabileceği en önemli adaylardan biri.

Bu yüzden Aykut Ferah, bu organizasyona Vali Yardımcısı Ergün Güngör’ü de davet ederek, desteğini almayı amaçlamış. Ergün Güngör, Las Ventas’ta gerçekleşen organizasyondan sonra hayran kaldığını ve İstanbul’a getirmek için her türlü desteği vereceğini söylüyor. Aykut Ferah’a ’Bu organizasyonu İstanbul’a getirirseniz nerede yaparsınız’ diye sorduğumda cevabı şu oldu: "Biz de Red Bull yetkilileri ile bunu düşünüyoruz. Farklı bir yer olmalı. Öyle stadyumda filan istemiyorlar. Çok daha dikkat çekecek bir nokta bulmalıyız. Benim aklıma boğaza yanaşan arabalı vapurlar geliyor. Rampalarıdırılarak oluşturulacak platformda bu organizasyon gerçeleşebilir. Ama bunun için daha fazla çalışmamız ve neler yapabileceğimize bakmamız lazım".

DÜNYA MEDYASI İZLİYOR

Arabalı vapurların rampalarından atlayıp uçan motosikletler. Gerçekten ilginç olabilir. Birde bu organizasyonu dünya medyasının izlediği, Eurosport gibi onlarca televizyon kanalının canlı yayınladığı düşünülürse, arkada boğaz manzarası, önde arabalı vapurların üzerinden uçan motorlar, büyük ses getirebilir. Ama Red Bull yetkilileri ikna edilebilirse, ikinci bir seçenek olarak konumu gereği İnönü Stadyumu bile olabilir. Bekleyip göreceğiz, ama İstanbul’un tanıtımı adına bu tip dikkat çeken organizasyonların diğer firmalar tarafından da Türkiye’ye çekilmesi lazım. Bir tek Formula 1’le yetinmemeliyiz.

23 bin kişi uçan boğalarla çoştu

İstanbul’un da önümüzdeki yıllarda takvime sokulması planlanan ’Serbest Stil Motokros Dünya Şampiyonası’nın (Red Bull X-Fighters) son etabı 27 Temmuz akşamı Madrid’in dünyaca ünlü boğa güreşi arenası Las Ventas’ta gerçekleşti. Kırmızı Boğa anlamına gelen ’Red Bull’ ile Las Ventas arenası çok iyi örtüşüyordu.

Organizasyonun biletleri dana önceki yıllarda olduğu gibi haftalar önceden satılmış, yaklaşık 23 bin kişi arenayı doldurmuştu. Biz Türk ekibi olarak arenaya girdiğimizde, organizasyonun büyüklüğünü daha iyi anladık. Koca arena bu şov için baştan aşağıya değiştirilmişti. Arenanın ortasına devasa kum tepeleri ve rampalar yerleştirilmiş, tribünlere dev ekranlar konmuştu. Biz ağzımız açık arenayı incelerken bir anda kapılar açılıp arenanın ortasına yüzlerce insan koşarak girmeye başladı. İspanya’da her zaman boğadan kaçan bu insanlar bu kez Formula 1 boğasından kaçıyordu. İnanılmaz bir görüntüydü. Formula 1 pilotu Vitantonio Liuzzi’nin kullandığı araç kumların üzerinde patinaj çekerek bu insanları yakalamaya çalışıyordu. Daha sonra benzer durum arenaya giren motosikletlerle yaşandı. Onlarca motosiklet inanların peşinde koşuyor, tribünlerden ’Olee’ sesleri yükseliyordu.

İNANILMAZ BİR ŞOV

Bu büyük şovun ardından saat 21.00’de yarış başladı. Aslında yarış değil, akrobasi veya çılgınlık demek daha doğru olabilir. Daha önce sadece fotoğraflarını gördüğüm yarış başladığında, Auto Car Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Koray Muratoğlu’yla birbirimize bakıp, sadece ’Ohaaaa’ (affedersiniz) dediğimizi hatırlıyorum. Fizik kurallarını tamamen hiçe sayan pilotlar, bütün tribünlerin çoştururken biz ağzımız açık donmuş bir şekilde arenanın ortasına bakıyorduk. Ford Fiesta Rally Cup Şampiyonluğuna doğru emin adımlarla koşan Muratoğlu, aynı zamanda bir motosiklet kullanıcısı. Bana dönerek, "Ben motosiklet kullandığımı sanıyormuşum’ demekle yetindi.

ADAMS’IN PARMAĞI KIRILDI

İsimlerinin ’No Hander’, ’Can Can’ ve ’Nac Nac backflip’ olduğunu öğrendiğim çeşitlemeler, ellerini motosikletten çekerek ve bacaklarını motosiklete dolayıp yapılan şovlar inanılmazdı. Bazen havada pilotlar ve motosiklet tamamen bağımsız uçuyordu.

Derken Amerikalı pilot Nate Adams, havada uçtuktan sonra hızını alamayarak bariyerlere çarptı. Eli motosikletle bariyerlerin arasında kalan Adams’ın bir parmağı kırılırken elinin üzerinde de ezikler oluştu. Yarışmadan elenen Adams buna rağmen tribünlerin önüne gelerek, üzerindekileri seyircileri atarak çoşkuyu artırdı.

PASTRANA İKİNCİ KEZ ŞAMPİYON

10 pilotun mücadele ettiği Red Bull X-Fighters yarışını, ABD’li pilot Travis Pastrana (Suzuki) kazandı. Bu yıl Meksika ve İrlanda’da yapılan ilk iki yarışın ardından sıralamada 3’üncü sırada olan Pastrana, Madrid’deki finalde genel klasmanda 2’nci sıradaki İsviçreli Mat Rebeaud’a karşı büyük üstünlük sağlayarak, arka arkaya ikinci dünya şampiyonluğunu ilan etti.

Yarış bittikten sonra, üzerimizdeki şoku ve yüzümüzdeki ifadeyi uzun bir süre atamadık. Benim motosiklet kullanımı konusundaki düşüncelerim belirli ölçüde değişti ve İstanbul’a döndüğümde eşime ’Acaba bir motosiklet alsam mı? Trafikte filan rahat ederim" bile dedim. Kim bilir belki ben de ileride iki teker tutkunu olurum.

2/8/2007: İstanbul’da F1 fanatikleri sıcaktan kavrulmayacak

İstanbul’da F1 fanatikleri sıcaktan kavrulmayacakUluslararası Otomobil Federasyonu FIA geçtiğimiz günlerde, Formula 1 Dünya Şampiyonası’nda uygulanacak olan 2008 yılı takvimini açıkladı.

Takvimde gelecek yıl Formula 1’in yeniden 18 yarış üzerinden koşulacağı görülüyor. Takvimin tek yeni yarışı ise gelecek sezon Singapur Grand Prix’i olacak. Bununla birlikte takvimdeki en önemli değişikliklerden biri Formula 1’in patronu Bernie Ecclestone tarafından söylendiği gibi Amerika Grand Prix’sinin takvimden çıkarılmış olması.

Bilindiği gibi Ecclestone bu sezon düzenlenen yarışın ardından yaptığı açıklamada Amerika Grand Prix’sinin yeni sezonda takvimde olmayacağını söylemişti. Ancak Amerika Grand Prix’sini düzenleyen yönetimin ise yarışın yeniden takvime alınması için Indianapolis Pisti’nde önemli değişiklikleri şimdiden yapmaya başladığı belirtiliyor. Eğer yeni sezonda Amerika Grand Prix’si takvimde olmazsa, Formula 1 ekipleri yalnızca Kanada Grand Prix’si için bu kıtaya gitmiş olacak. Takvimde Amerika Grand Prix’sinin yerini ise yeni sezonda Almanya yerine İspanya Valencia’da düzenlenecek olan Avrupa Grand Prix’si almış gibi görünüyor.

FIA tarafından açıklanan yeni takvimde ülkemizi de yakından ilgilendiren önemli bir gelişme var. Bu sezon 26 Ağustos tarihinde üçüncü kez start alacak olan Türkiye Grand Prix’sinin tarihi de ilk kez değiştirilmiş durumda. Bu konuda en çok sevindiren durum ise ülkemizde düzenlenen yarışın Ağustos sıcaklarından kurtulmuş olması. Küresel ısırma ile birlikte sürekli artan sıcaklık nedeniyle İstanbul Park Pisti’nde düzenlenen yarışta seyirciler sıcak havadan oldukça etkileniyordu. Elbette bununla birlikte sıcaklar nedeniyle otomobillerin ve pilotların performansı da etkileniyordu.

TÜRKİYE’NİN YERİ DAHA İYİ

Elbette takvimin son dönemlerine gelmesi nedeniyle rekabetin Ağustos ayında biraz daha yüksek olduğu düşünülebilir. Fakat gelecek sezonun takviminde bize göre Türkiye Grand Prix’si çok daha önemli bir konuma gelmiş durumda olacak. Avustralya, Malezya ve Bahreyn Grand Prixlerinin ardından Avrupa yarışlarına geri dönecek olan Formula 1 ilk olarak 27 Nisan tarihinde Avrupa arenasına İspanya’da çıkacak. Ekiplerin İspanya’dan sonra Monako Grand Prix’sinden (25 Mayıs) önceki durağı ise Türkiye olacak. 11 Mayıs tarihinde dünyanın en önemli organizasyonuna ev sahipliği yapacak olan Türkiye böylelikle havaların normal olduğu bir dönemde ve Formula 1’de rekabetin en üst düzeye çıktığı Avrupa serisinin ikinci yarışına ev sahipliği yapmış olacak

27/7/2007: Bizi tutabilene aşk olsun

Bizi tutabilene aşk olsunFormula 1 Dünya Şampiyonası’nın son iki yılına damga vuran ve neredeyse kazanılacak ne varsa kazanan takım Renault önemli bir projeye daha imza attı.

 Formula 1 ile ilgili her zaman rakiplerinden çok daha ön planda olan ve kibirli davranmak yerine bu sporu sevdirmek için elinden geleni yapan takımlardan biri olan Renault F1 Team "Feel it-Hisset" adı verilen organizasyonla gazetecilerin bu sporu daha iyi hissetmesi için onlara gerçek Formula 1 otomobili kullandırdı. Hem de öyle böyle bir otomobil değil. Fransa’nın Marsilya şehrinde bulunan ve Formula 1’in teknoloji üssü olarak bilinen Paul Ricard Pisti’nde düzenlenen organizasyonda gazeteciler Fernando Alonso’nun 2005 yılında en genç şampiyon olan pilot unvanını kazandığı otomobili kullandı.

Formula 1’de start alan birçok pilotun yolu önce kartingten geçtikten sonra Formula Renault organizasyonu ile kesişmiştir. Bu konuda örnek gösterilebilecek birçok pilot bulunmakta. Bunlardan biri de son günlerin flaş isimlerinden biri olan Kimi Raikkonen. Formula Renault Şampiyonası’nda yarışmanın ardından Formula 1’e geçiş yapan Raikkonen bu geçişi yıllara yaymıştı ama Erkan Çelebi ve Murat Tosun bu kadar sabırlı değildi. Neredeyse bir tam gün Formula Renault otomobilleriyle aldıkları eğitimin ardından günün sonunda Formula 1 otomobiline transfer oldu. Tüketicinin Erkan Abisi Erkan Çelebi pistte attığı üç turla ülkemizin en tecrübeli Formula 1 pilotu unvanına sahip olurken, Murat Tosun’da onun kadar olmasa bile artık isminin üzerine Formula 1 pilotu yazacak kadar tecrübe sahibi olmuştu. Bu ikilinin izlenimlerini okuyarak yaşadıkları tecrübeler ve Feel İt organizasyonu hakkında daha önemli bilgileri alabilirsiniz. İşte Erkan Fisichella ve Murat Kovalainen’in Formula 1 izlenimleri.

Her baba yiğidin harcı değil

Biz otomobil gazetecilerine en sık sorulan soruların başında 'Nasıl Formula 1 pilotu olurum' geliyor. Son yıllarda ülkemizde düzenlenmeye başlaması, neredeyse her haber yayınının Formula 1’e gösterdiği ilgi dünyanın en çok izlenen sporlarından biri olan Formula 1 Dünya Şampiyonası’nın ülkemizde de büyük bir ilgi görmesini sağladı. İşte bu sorunun cevabını bu yazıda bulacaksınız. Ancak yazının özünü en başta söylemekte de yarar var: Formula 1 pilotu olmak öyle her baba yiğidin harcı değil... Yani boşuna "ne var abi bunda, bende yaparım" demenizin bir anlamı yok./_newsimages/3793302.jpg

Peki ben nasıl Formula 1 pilotu oldum. Aslında hálá buna inanmak konusunda sorun yaşadığım bir gerçek. Renault Mais’in basınla ilişkiler sorumlusu olan Elçin Ercan Uğuzluoğlu’ndan böyle bir teklif geldiğinde bunun doğru olup olmadığını düşündüm. Çünkü bizlere yapılan davette bir tam gün Formula 1 pilotluk eğitimi alacağımız ve sonrasında ise Renault’nun 2005 yılında Formula 1 pistlerinde kullandığı yarış otomobilini kullanacağımız belirtiliyordu. Bu kesinlikle hepimizin tüylerini diken diken eden bir teklifti. Düşünsenize insanların seyretmek için bile binlerce YTL ödediği bu önemli organizasyonun yarış otomobilini kullanacaktık. Kolay mı?

Gelen davette önemli bir detay ise Formula 1 otomobilini kullanmadan önce alacağımız eğitimlerle ilgiliydi. Çünkü, Formula 1 otomobilini kullanmak, Fransız eğitmenlerimizin de söylediği gibi çoğu zaman bir uçağı kullanmaktan bile zordu ve eğitimler bunun için çok önemliydi.

17 Temmuz sabahı günün ilk ışıkları ile birlikte kendimi gruplara ayrılmış ve piste doğru yola çıkmış bir şekilde buldum. İlk olarak Formula 1’de kullanılan kıyafetler hepimize teslim edildi. Kıyafetleri üzerimize geçirdiğimizde artık her birimiz birer Heikki Kovalainen ya da birer Giancarlo Fisichella olmuştuk bile. Güvenlik amaçlı olarak çok önemli olan kıyafetlerimizle birlikte ilk olarak toplu bir brifinge katıldık. Anlatılan en önemli detaylardan biri bugüne kadar hangi eğitimi almışsak alalım, bugüne kadar hangi yarışa katılmış olursak olalım tüm bildiklerimizi unutup, bize gün boyunca eğitim verecek olan ekibi can kulağı ile dinlememiz ile ilgili olandı.

İLK TESTLERDE ZORLUK ANLAŞILDI

Bizi bekleyen ilk şey kısa bir eğitim toplantısı ve ardından Formula 1 otomobilinin içiydi. İlk defa bir Formula 1 otomobilinin içine eğitim almak için oturuyordum. Dikkatli bir binişin ardından, ayaklarımı altta bulunan karanlık bölümün içine daldırdım. Burada otomobili hissetmem planlanmıştı ve gerçekten de baştan aşağıya kadar otomobili hissediyordum. Direksiyon, pedallar, oturma pozisyonu, kalkış sırasında yapmamız gerekenler (ki en çok bir Formula 1 otomobilini yerinden kaldırmanın zorluğu anlatılıyordu) derken Formula 1 otomobili ile ilgili ilk izlenimlerimizi elde ettik. Buradan öğrendiğimiz şey debriyaj ve gaz ayarının Formula 1’de çok önemli olduğuydu. Ayağınızı gaz pedalının üzerini az ya da çok basmanız otomobilin çalışmamasına bile neden oluyordu. Direksiyon simidi ise ne kadar bizler için çok sadeleştirilmiş olsa bile yine de üzerinde yazanları takip etmek ve vites değişimlerinin de buradan yapılması nedeniyle yine de karışıktı.

Eğitimin ardından kendimizi bir anda fizyoterapistlerin karşısında bulduk. Vücudumuzu tepeden tırnağa kontrol eden, tansiyonumuzdan gözlerimizin durumuna kadar inceleme yapan fizyoterapist ekibi sonrasında F1 otomobilinde karşı karşıya kalacağımız G testini uygulamaya başladı. Sebastien Dezitter kafamızı sağ taraftan iki eliyle tuttuğu sırada bizim ona ters bir kuvvet uygulamamızı istedi. O bir taraftan itiyor ve biz ona diğer taraftan sadece boyun kaslarımızın kuvveti ile karşı koymaya çalışıyorduk. Dezitter bu sırada Formula 1’de boynunuza gelecek olan G kuvvetinin aynı anda onun ittiği gibi 80 kg ağırlığında dört adamın ittiğini düşünmemiz olduğunu söyledi. Hatta bu dört kişi tarafından uygulanacak kuvvet bir Formula 1 pilotunun boynunu karşılaştığı en az kuvvetmiş. Gerçekten de çok zor bir iş. Bu sadece boyun için verilmiş bir örnek. Tüm vücut bu tip bir ters kuvvete maruz kalıyormuş.

Girdiğimiz refleks testlerinin ardından sıra antrenman otomobillerimize geldi. İşte şimdi burada sıkı tutunun... Antrenman otomobillerimiz bile birçok Formula 1 pilotunun yetiştiği Formula Renault otomobilleriydi. Bu otomobillerle ilk 10 turu takip etmemiz gereken lider otomobilin ardından attık. Sonrasında ise asıl şov başladı ve önümüzde ekip liderimiz olmadan bir 10 tur daha piste çıktık.

Fakat burada Türklüğüm ön plana çıktı ve ben bir virajı daha hızlı dönebilirim diye düşünürken hayatımın en hızlı spinlerini attım. Neredeyse 5 turu iki saniye içinde dönen Formula Renault otomobili pistin üzerinde yeniden durduğunda yön duygumu tamamen kaybetmiştim. Şansıma benim bu spinimin hemen ardından bir başka otomobil önümden geçince hangi yöne gitmem gerektiğini anladım ve otomobili çalıştırarak kalan turlarını biraz korkmuş bir şekilde tamamladım.

Sonunda beklenen an geldi ve gerçek Formula 1 otomobili karşımıza çıktı. Tam 700 beygir gücünde olan V10 silindirli motora ve 580 kg ağırlığa sahip olan Formula 1 otomobili pistte tüm ihtişamı ile bizi bekliyordu. İtiraf etmeliyim otomobilin içine geçtiğimde tüylerim zaten çoktan diken diken olmuştu. Çünkü bugüne kadar yüzlerce otomobil kullanmıştım, hatta uçak tecrübem bile olmuştu ama bu bambaşkaydı. Çünkü Fernando Alonso’nun adını tarihe yazdırdığı otomobilin içindeydim ve birazdan ona hükmedecektim ya da o bana. Kalabalık bir ekip etrafıma toplandı ve koltuk ayarları, kemer bağlantıları, direksiyonun montesi, pedal ayarları derken etrafımı şemsiye tutan kızlar sardı. İşte şimdi tamam dedim. Ben artık gerçek bir Formula 1 pilotuyum. Bu hızlandırılmış günde şimdi gözlerim en iyi arkadaşım olarak adlandırılan Michael’daydı. Gözlerimi ondan ayırmadan verdiği talimatları dinliyordum. Artık otomobilin çalıştırılma zamanı gelmişti. Gök gürültüsünü andıran bir ses eşliğinde motor çalıştı. Şimdi gaza biraz daha bas, vitesi ikiye tak ve ellerimi takip ederek debriyajı bırak diyordu karşımda duran Michael. Dediklerini aynen yaptığımda otomobil ağır ağır hareket etmeye başladı ve Michael’dan da artık yalnızsın işareti geldiğinde Paul Ricard Pisti’nde kendimi Formula 1 pilotu olarak buldum. Önümde yalnızca iki tur vardı ve ben otomobilin her şeyini denemek istiyordum. Pit alanına geldiğimde artık dünyanın en önemli insanlarından biriydim.

Uzaya çıkamadım ama F1 pilotu oldum

BUGÜNE kadar iki büyük hayalim vardı. Bunlardan biri, F1 pilotu gibi yarış pistlerinde, diğeri de uzay turisti gibi dünyanın etrafında tur atmaktı. Ne var ki ben sadece deneyimli bir gazeteci olabildim. Tüm hayalperestler gibi, F1 yarışlarını tribünden, uzaya giden turistleri de televizyon ekranından izlemekle yetinebildim. Pist tecrübem, yeni model araçlar için gerçekleştirilen basın lansmanlarından öteye gidemedi. Uzay turisti olmak için de hiç bir zaman yeterince param olamadı.
/_newsimages/3793304.jpg
Ancak, artık karşınızda, sadece deneyimli bir gazeteci değil 2005 yılında Fernando Alonso'ya "Formula 1'in en genç dünya şampiyonu" ünvanını kazandıran, 700 beygirlik Renault F1'i yarış pistinde kullanmış, eğitimli bir pilot duruyor...

Şimdi, hemen "Hadi sen de oradan. Yıllarca pistlerin tozunu yutmuş, kahrını çekmiş, bu uğurda tüm varlığını ortaya koymaya hazır, yüzlerce, hatta binlerce yarış tutkunu dururken, bunu gerçekleştirmek, sana mı düştü?" diyeceksiniz... Şimdi düşünüyorum da, geçtiğimiz hafta yaşadığım bu deneyim, gerçekten de şaka gibi...

İlk önce, 2004-2005 F1 sezonunda, 19 yarışın yedisini birincilikle tamamlayan Alonso'ya, dünya şampiyonu ünvanını kazandıran iki Renault F1'den birini kullanmak için diğer Türk gazetecilerle birlikte Paris üzerinden Marsilya'ya hareket ettik. Hepimizin beyninde bir çok soru işareti... "Gerçekten de F1 mi kullanacağız?" la başlayan, "Kalkış zormuş. İki haktan fazla verilmiyormuş. Ya aracı kaldıramazsak, karizma çizilir mi?" ye kadar uzanan sorular, Marsilya'nın Paul Ricard Pisti'nin oteline yerleşinceye kadar yanıt bulmaya çalıştı.

FR 2.0'LA AÇILIŞ

Program, ertesi sabah, saat 06.30'da başladı. Altışarlı gruplara ayrılarak, pistin yolunu tuttuk. Hepimize, bedenlerimize uygun Renault F1 Team pilot kıyafetleri dağıtıldı. Bir anda havaya girdik. F1 pilot adayı 24 gazeteciye ilk önce, güvenlik ağırlıklı genel bir brifing verildi. Sıra, 450 kilo ağırlığında, 185 beygir gücündeki Formula Renault 2.0'leri pistte kullanmaya geldi. 6 pilot adayı, Formula Renault 2.0'larin kokpitine geçtik. Bugüne kadar kullandığım hiç bir araca benzemiyordu. Brifingde anlatılanları uygulamaya başladım. Artık, pistteydik. Ancak, viteste sorun yaşıyordum. Aslında sorun demek yanlış. FR 2.0'ın vitesi, brifingde anlatıldığı yerde bulunmuyordu. Çıldırmamak elde değil. Ne vites değiştirebiliyor, ne de hız yapabiliyordum. Tatsız ve yavan geçen ilk turun ardından soluğu pitte aldım. Vitesle ilgili sorunu çözdükten sonra, FR 2.0'ın keyfini çıkarmaya başladım. Virajlarda frene asılıyor, düzlüklerde de vites artırıp, gaza abanıyordum. Fizyoterapistlerin masaj ve test seansından sonra FR 2.0'la gerçekleştirilen ikinci deneyim ise gerçekten de keyif vericiydi.

İLK SIRAYI ALDIM

Profesyonel pilotların eşliğinde Meganlarla yarış keyfini tattıktan sonra hepimizin sabırsızlıkla beklediği F1'in kokpitine yerleşmeye geldi. Uygulamalı brifingin ardından bu kez iki grup bir arada eğitim almaya başladık. Nihayet brifing ve eğitimler bitmişti. Hepimizi sıraya sokmuşlar. Kullanacak ilk iki pilottan biri olarak beni seçmişlerdi. İçimden, "Bende ki şansa bak. En azından bir kaç kişi kullansaydı da bir görseydim" diye geçirmedim dersem yalan olur.

21/7/2007: Bu kez zafer Pedrosa'nın

Almanya'daki Moto GP'de ipi İspanyol Dani Pedrosa ilk sırada göğüsledi

Almanya'nın Chemnitz kentindeki Sachsenring Pisti'nde düzenlenen Moto GP Grand Prix'sinde birinciliği Honda ile yarışan İspanyol pilot Dani Pedrosa elde etti.

İtalyan Loris Capirossi (Ducati) 42.06.362 ile ikinci, Birleşik Amerikalı Nick Hayden (Honda) da 42.09.976 ile üçüncü oldular. Bu yarışı altıncılıkla kapayan Avustralyalı Casey Stoner, genel klasmanda 196 puanla liderliğini korudu.  İtalyan Valentino Rossi ise yarış sırasında kaza geçirdi

21/7/2007: Petrol Ofisi FMS'ye Caroll dopingi

Ofisi FMS takımının yeni pilotu Adam Carroll, GP2'de sezonun beşinci ayağı olan Silverstone'da büyük bir başarı elde etti

F1'in alt kategorisi olan GP2'de İngiltere Grand Prix'sinin ikinci yarışını Petrol Ofisi FMS takımından İngiliz Adam Carroll kazandı.

İngiltere'nin Silverstone Pisti'nde gerçekleştirilen yarışta Carroll, damalı bayrağı gören ilk pilot olurken, aynı takımda mücadele eden Türk pilot Jason Tahincioğlu ise 16. sırada yer aldı.
Geçen yıl Lewis Hamilton ile birlikte podyuma çıkan, Petrol Ofisi FMS takımının yeni pilotu Adam Carroll, GP2'de sezonun beşinci ayağı olan Silverstone'da büyük bir başarı elde etti.

Cumartesi günü yapılan ilk yarışta 6. olan İngiliz pilot böylece bir hafta sonunda takımına toplam dokuz puan kazandırmayı başardı.

21/7/2007: Volkan bu kez puanla döndü

Bulgaristan Rallisi’nde Volkan Işık-Kaan Özşenler ikilisi 7 puan topladı. Avrupa Ralli Şampiyonası’nın altıncı yarışı olan Bulgaristan Rallisi’nde Fiat Motorsports Turkey ekibinden Volkan Işık-Kaan Özşenler ikilisi 5. sırada yer alarak 7 puan topladı.

Bu yıl 37. kez düzenlenen Bulgaristan Rallisi, Borovetz kenti yakınlarında 13 özel etap üzerinden koşuldu. Asfalt zeminde gerçekleşen Bulgaristan Rallisi’nde ekipler ilk ayakta 7, ikinci ayakta ise 6 özel etabı geride bırakarak finişe ulaştı. Rallinin toplam uzunluğu 736, özel etaplarının uzunluğu ise 282 kilometreden oluştu.

58 ekibin start aldığı Bulgaristan Rallisi’ne Fiat Grande Punto Super 2000 ile katılan Fiat Motorsports Turkey ekibi Volkan Işık-Kaan Özşenler, ilk günü Avrupa Şampiyonası klasmanında beşinci, genel klasmanda ise yedinci sırada bitirdi.

Yarışın ikinci ve son günü temposunu daha da yükselten Volkan Işık-Kaan Özşenler ikilisi, son gün geçilen 6 etabın ikisinde en iyi etap zamanına imza attı. Son gün geçilen 6 özel etap sonunda, açık ara farkla ikinci gün lideri olarak finişe ulaşan Fiat Motorsports Turkey ekibi, bonus puan olan 3 puanı aldı. Yarışın son etabına genel klasman beşincisi, Avrupa Şampiyonası klasmanı dördüncüsü olarak giren Işık-Özşenler ikilisi, son etapta İtalyan rakibi Corrado Fontana’nın 2 saniye gerisinde kalınca her iki klasmanda da bir sıra alta indi. Toplamda 7 puan alarak Bulgaristan’dan ayrılan Fiat Motorsports Turkey ekibi, şampiyonada puanını 25’e yükselterek altıncı sıradan beşinciliğe yükseldi.

« Önceki ::::::: (-_-) ANA SAYFA (-_-) :::::::
peugeot_907_11-1024.jpg

OtoAraba.Blogcu.Com/ bir KTC GRUP hizmetidir

*KTC GRUP Site Map1